TERTİL 4
Mart 22, 2007
Yazının başlangıcı için tıklayın!>
82/1) Gök, çatlayıp-yarıldığı zaman,
82/2) Yıldızlar, dağılıp-yayıldığı zaman,
82/3) Denizler, fışkırtılıp-taşırıldığı zaman,
82/4) Ve kabirlerin içi ‘deşilip dışa atıldığı’ zaman;
82/5) (Artık her) Nefis önceden takdim ettiklerini ve ertelediklerini bilip-öğrenmiştir.
Ve o dehşetli gün geldiğinde, gözlerin çatlak ararken yorgun düştüğü gök çatlayıp-yarıldığı zaman, her şeyin altüst olduğu o an… Yeniden dirilişin kıyametin gerçekleşeceği o zaman… Kişi neleri hazır edip getirdiğini, neleri de ihmal ettiğini anlayacaktır… İlk inen ayetlerde vurgu hep hesaba çekileceği bilincinin insanoğluna yerleştirilmesi üzerine. Yapıp-etmelerinden sorumlu tutulacağı, başıboş bırakılmadığı inancı-bilinci…
91/1) Güneşe ve onun parıltısına andolsun,
91/2) Onu izlediği zaman aya,
91/3) Onu (güneş) parıldattığı zaman gündüze,
91/4) Onu sarıp-örttüğü zaman geceye,
91/5) Göğe ve onu bina edene,
91/6) Yere ve onu yayıp döşeyene,
91/7) Nefse ve ona ‘bir düzen içinde biçim verene’,
91/
Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun) .
91/9) Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur.
91/10) Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır.
Yine yemin ile başlayan ayetler. Yine dikkat kesilmesi isteniyor insanoğlunun. Her zaman gördüklerine, şahit olduklarına daha dikkatli, daha rikkatli bakması isteniyor. Sıradanlaşan her olayın arkasında yatan gerçeği, bu sıradan görünen ama mükemmel işleyişin arkasında ki muazzam gücü görmesi isteniyor. Kişiyi vareden, düzenleyen, O’na fücuru ‘taşkınlık yapma yetisini de’, takvayı ‘sakınma-kendini denetleme yetisini de’ veren gücün farkına varması isteniyor. Kurtulanlar….. temizlenenlerdir, temizleyenlerdir, arınanlardır, arındıranlardır kendilerini ve çevrelerini… Yıkıma uğrayanlar… kirlenenlerdir, kirletenlerdir, bozanlardır, bozguna uğratanlardır kendilerini ve çevrelerini…
108/1) Şüphesiz, biz sana Kevser’i verdik.
108/2) Şu halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.
108/3) Doğrusu, asıl ebter (soyu kesik) olan sana kin duyandır.
Rabbimizin verdiği nimetleri sayamayız, hangi birini sayabiliriz ki… Böylesi sonsuz nimet tufanı karşısında istenen, sadece O’na yönelmek (namazın hayata uyarlanışıdır), ve O’nun için her şeyden vazgeçmedir İbrahim gibi… Gerekirse İsmail’den bile….
87/1) yüce ismini tesbih et,
87/2) Ki O, yarattı, ‘bir düzen içinde biçim verdi’,
87/3) Takdir etti, böylece yol gösterdi,
87/4) ‘Yemyeşil-otlağı’ çıkardı.
87/5) Ardından onu kuru, kara bir duruma soktu.
Rabbimizin yüceltilmesi, hiçbir şeyi O’na denk görmemektir, O’na ait olan, O’na has olanı başkasına vermemektir. Sahip olduğu sıfatları başkasına vermemektir. Her şeyin sahibi O’dur. Yaratan da O, düzenleyen de O, Takdir eden de, yol gösteren de. Dirilişi gerçekleştiren de, öldüren de O. O’dur yücelerin yücesi. Egemenliğin tek sahibi.
Yazının devamı için tıklayın!>
TERTİL 3
Mart 12, 2007
Yazının başlangıcı için tıklayın!>
Ve ayet nüzul sırasına kaldığımız yerden devam etmeye gayret edeceğiz..
88/1) (Her yanı yaygın olarak kuşatacak olan) Kıyametin haberi sana geldi mi?
88/2) O gün, öyle yüzler vardır ki, ‘zillet içinde aşağılanmıştır.’
88/3) Çalışmış, boşuna yorulmuştur.
88/4) Kızgın bir ateşe yollanırlar.
88/5) Kaynar bir kaynaktan içirilirler.
88/6) Onlar için (zehirli olan) dari’ dikeninden başka bir yiyecek yoktur.
88/7) Ne doyurup-semirtir, ne açlıktan korur.
88/
O gün, öyle yüzler de vardır ki, nimette (engin bir mutluluk içinde) dirler.
88/9) Harcadığı-çabadan dolayı hoşnuttur.
88/10) Yüksek bir cennettedir.
88/11) Orda anlamsız bir söz işitmez.
88/12) Orda ‘durmaksızın akan’ bir kaynak vardır.
88/13) Orda ‘yükseklerde kurulmuş, tahtlar da vardır;
88/14) Konulmuş (içecek dolu) kaplar,
88/15) Dizi dizi yastıklar,
88/16) Ve serilmiş yaygılar.
İlk inen ayetlerde vurgulanan, insanın yapıp-etmelerinden sorumlu tutulduğu, başıboş bırakılmadığı, hayatı neye göre yaşadığının hesabını vereceği bir öte dünya AHİRET inancı… Yeniden diriliş KIYAMET…
Sonuca göre hayatı tanzim etmeye çağrıdır bu ayetler…
Sonucun bildirilmesi, başa geleceklerin hatırlatılması, hesaba çekileceği bilinciyle hayatı tanzim etmeye bir çağrı…
86/11) Dönüşlü olan göğe andolsun.
86/12) Yarılan yere de.
86/13) Şüphesiz o (Kur’an) , ayırdeden bir sözdür.
86/14) O, bir şaka değildir.
86/15) Doğrusu onlar, hileli bir düzen planlayıp kuruyorlar;
86/16) Ben de bir düzen kurup hazırlıyorum.
86/17) Sen kâfirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı.
Gelen vahiy gökyüzü kadar, yer kadar gerçektir. Ve doğru ile yanlışı ayırt eden, bunun bilinci ve bilgisini veren bu söze Kur’an’a itibar etmeyip, O’nun duyurulmasına engel olmak için planlar kuran kafirlere az bir süre tanınması isteniyor…