Bir alıntı

Ocak 18, 2007

TEVHİD VE PANTEON

Tevhit, tüm varlık ve oluşta tek ve aynı kudretin egemen olmasıdır.
Realite tektir. Var eden, yapıp - eden, hükmeden kuvvet tektir. Atomdan
galaksilere kadar her birim ve boyutta ayni realite geçerlidir. İncirin çekirdeğinde
hangi gerçek ve kanunlar hükmediyorsa incirin ağacında da o gerçek ve kanunlar
hükmeder.

Kur’an’a göre, tevhidin omurga noktası ve en önemli belirişi, dinde
kurucu ve koyucunun yani söz sahibinin tekliğidir. Dinde kurucu ve koyucu yalnız
ve yalnız Allah’tır. Tek’in, Bir’in hüküm ve sözünü açıklayan, nakleden, taşıyan
kuvvetler birden fazla olabilir; ama hükmün sahibi ve kaynağı tektir. Sahip ve kaynağı
değil çoğaltmak, ikilemek bile tevhidi bozar.

Hüküm ve söz sahibini Tek ve Bir olmaktan çıkarmak şirk adını alıyor. Türkçe’deki şirketle
ayni kökten ve aynı anlamda bir kelime. Söz hakkını birden fazla kuvvetin, kişinin
kullanması demek. Dinde şirk veya şirket, hüküm ve buyruk hakkını kullanmada,
şu veya bu gerekçeyle Allah’ın yanına birini veya birilerini, bir şeyi veya bir
şeyleri ilave etmek anlamını taşıyor.

Şirk, Allah’ın yanına bir kişi veya bir şeyi koymak şeklinde adî bir ortaklık görünümünde olabileceği
gibi, onlarca hatta yüzlerce elemanın söz sahibi olduğu bir anonim ortaklık
görünümünde de olabilir. Hint şirkinde ilahların sayısı binlerle ifade
ediliyor. Şirk ve şirkette Allah’ın yanına ortak olarak konan kişi veya
kuvvetin seçkin, kutsal olması şirkin doğuşunu ne engeller ne de geciktirir.
Allah’ın olması gereken hükümden Allah dışında birine pay çıkarılmışsa kullanılan
ortağın Firavun olması ile Musa olması arasında fark yoktur. Kur’an’ın ısrarla altını
çizdiği tevhit sırlarından biri de budur.

Hüküm ve buyrukta ‘tek ve mutlak söz sahibi’ yerine ’söz sahipleri’nden bahsedildiği
anda tevhidin yerini panteon alır.

Panteon, Eski Yunanda ilahlar arenası veya parlamentosu anlamındaydı. Panteon, her biri
bir konuda söz sahibi olan ilahların, baş ilah Zeus liderliğinde
karar aldıkları bir platformdur. Bu platforma Eski Yunan paganizmi, zaman
içinde bazı ‘büyük ve seçkin kişilerin ruhları’nı da söz ve oy sahibi olarak katmıştır.
Panteon, giderek bir anonim şirkete dönüşmüştür.

İslam öncesi Arap Yarımadası’nda da tipik bir panteon vardır. Dini, tıpkı Eski
Yunandaki gibi, ilahlar panteonu kotarmaktaydı. Kurban’da; kaos, kahir zulüm kaynağı
olarak eleştirilen şirk, işte bu panteon tarafından yönetilen ‘ilahlar
dini’dir.

Şirk veya panteon bahsinde şu iki noktanın altını da çiziyor Kur’an: Şirk, bir
dinsizlik değildir, ateizm hiç değildir. Tam aksine, şirk, insanlık tarihinin
en yaman ve inatçı dinidir. Tevhitle tek farkı, şirkte söz ve hüküm sahibinin
birden çok olmasıdır.

Altı çizilen noktaların ikincisi şu ürpertici tespittir: Şirk dininde, panteonun basında
Allah vardır. Birçoğumuzun gözden kaçırdığı bu nokta, şirki tanıma ve tevhitle farkını
kavrama bakımından en hayatî noktadır. Yani Arap cahiliyle panteonunda, bazılarının
sandığı gibi, Allah’ın inkárı yoktur. Kur’an’ın açık ve tartışma üstü
ifadesiyle: ‘Eğer o şirke batmışlara, gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı
kim hükmüne boyun eğdirdi? diye sorsan, yemin olsun ki, Allah diyeceklerdir.’
(bk. Ankebût, 61; Lokman, 25)

Bir şeyi daha ekliyor Kur’an: Panteon mantığı, Allah’ın yanına ortaklar koyarken Allah’a
güçsüzlük, yetersizlik isnat etmez. İkincil, üçüncül… ilahlara yer vermesini
şu gerekçeyle açıklar: ‘Bizim bunlara ibadet ve kulluk etmemiz, bunlar bizi
Allah’a yaklaştırsınlar diyedir.’ (Zümer, 3)

Kısaca, panteon dininde iş ve oluşlar, özellikle sonsuz kurtuluş asla ve asla tek imza
ile olmamaktadır; panteonun diğer elemanlarından birinin veya birkaçının daha imzası
gerekir. Tevhit veya Kur’an dininde ise hüküm ve tasarrufların tümü, o arada
cennet belgesi, bir tek imza taşır. Bu, Allah’ın imzasıdır.

Allah’tan başka ‘yetkililerdin de imzasına ihtiyaç duyulan din, adi ve sloganları ne
olursa olsun, Kur’an’ın dini yani tevhit olamaz. Çünkü tevhit hiçbir alanda
ikilik kabul etmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Quranic Girl

Ocak 18, 2007

Bir küçük Kuran hafızı İranlı Fatıma!…